26 Haz 2010

Kalemin Sesi




Her yazılandan bir şeyler öğrenir insan.
Yazar da kendi yazdığından öğrenir çoğu zaman.
Düşünceler kelimelere döküldüğü vakit, onları okuyan her kim olursa olsun bir şeyler fısıldandığını hisseder. 
İşte yazar da yazdıklarının fısıltısını duymakla yetinen kişidir çoğu zaman...

Örnek verecek olursak;
Fırıncı hamuru yoğurup ekmek yapar ve bunu halka dağıtır. Fırıncıya kalan da ve fırıncının yediği de halka dağıttığı ekmekten başka bir şey değildir; fakat yiyen kişinin açlığına göre ekmek lezzet kazanır. 
Tıpkı suya teşke bir kişinin içtiği su acı dahi olsa, suya olan isteği miktarınca suyun tatlılık ve kıymet kazanması gibi...

Düşünceler un gibidir; 
Savrulduğunda toparlanması zor, harf deryasında ıslatılmadığında anlam kazanması güçtür.. Kelimeler şekillenip bir duygu bütününe büründüğünde, artık sizin bakışınızla anlam kazanacak sözcükler bulursunuz karşınızda... 
Unutmayınız ki, kelimelere ne kadar açsanız, kelimeler o kadar anlam kazanır..

Statik enerjiyi, dinamik enerjiye çevirmek nedir bilir misiniz..?
Yazmak da öyle bir şey işte.. Ruhun iç titreşimlerini yazıya çevirmek...
Kalem tutmaya başladı mı insan, içine doğru bir yolculuğa geçer o an..
Ne kadar derine inerse o kadar derin duygular bulup koyar heybesine..
Geri döndüğünde ise heybesine koyduğu duygularla kelime köprüsünden geçmek zorundadır. Köprü ne kadar sağlamsa duygular da o kadar sağlam dökülür kelimelere.. Köprü sallandıkça düşer duygular, ve söze dönüşmeden hissiyata karışır..

Ciğerlerinize doldurduğunuz nefes miktarınca inersiniz derine..
Heybenizin büyüklüğü kadar duygu getirebilirsiniz derinlerden..
Ve köprünüzün sağlamlığı kadar sağlam olur sözleriniz..

Bir Cümleden Bin Işık Kopup Gelecek,
Kalemin Sesi Yazıldıkça Yükselecek.

Kadim Dolunay


1 yorum:

  1. rabbim muvaffak etsin kardeşim sağlam bi yorumunuz var tevazu en yakın arkadaşınız olarak kalsın insallah,vesselam....

    YanıtlaSil

Yorumlarınızı Bekliyor Olacağız..